Yusuf Ziya Güldere

İlkokul yıllarımdı. İlkokulda iki öğretmen değiştirmek zorunda kalmıştım. Çünkü tam da ortasında emekli olmuştu ilk öğretmenim. Bizim sınıfımız da pek çok sınıf gibi kalabalık ve karmaydı. Okul müdürümüz bazen elinde mandoliniyle gelip hem bizimle tanışır hem bize tanışma oyunu oynatırdı. Mandoliniyle küçük melodiler çalarak sıraların arasında gezinir bir yandan da çalmakta olduğu ezginin sözlerini söylerdi. Sonra birden bir yerde durur ve parmaklarının arasında pena bulunan elini bir öğrencinin başına dokundururdu. Seçilen öğrenci ayağa kalkar ve adını, soyadını söylerdi bütün sınıfa. Bu müzikli oyun bir süre böyle devam ederdi.

Ama müzik, oyun ve eğlenmekten söz edilince en başta Kaşif Öğretmen geliyor aklıma… Kaşif Öğretmen, takribi olarak ayda bir gelirdi okulumuza. Mavi bisikletin üzerinde okul duvarının çevresinde onun gülen yüzünü görünce geç kalırdık derse,ama olsun… Onu bilen, tanıyan öğrencileri olarak koşup sarardık etrafını Kaşif Öğretmenin; arkadaşlarını ziyaret ettikten sonra bizim sınıfımıza da gelsin diye. Çünkü Kaşif Öğretmen demek gülmek demekti, gülümsemekti çocuk yüreklerimize … Onunla her dakika keyifle geçerdi.

Kaşif Öğretmenin sınıfımızda olduğu zamanlarda öğrendim gülmenin, gülümsemenin öğrenmeye etkisini ve önemini. O zamanlarda fark ettim oyunun hem okul hem de sosyal hayatımıza katkısını. Yıllar sonra bile gülen yüzü, mavi bisikleti ve bize armağan ettiği gülümsemeleri ile anarım kendisini.

Yusuf Ziya Güldere, Sınıf Öğretmeni

Fark yaratan öğretmeni: Kaşif Öğretmen