Yaşar Bayraktar

İLK DERS

Önlüğü çıkartıp takım elbise giydiğim ilk günlerdi. Büyüklükle küçüklük arasında gidip gelirken içine kapalı sessiz bir çocuktum. Sıramda sessiz sessiz otururken sınıfa uzun boylu, bıyıklı, güler yüzlü bir öğretmen girdi. Güldükçe ön dişindeki küçük bir nokta pırlanta gibi parlıyordu.
Öğretmen sınıfa girince yabancılık çektik, sustuk, bekledik… Gülen gözleriyle bir gönüllü istiyorum, dedi. Haytalık yapmak için gönüllü oldum. Öğretmenim masaya çıkmamı söyledi ve kendi de öğretmen masasının üzerine çıktı. İkimiz masanın üzerindeyken kalbim çok hızlı çarpıyordu. Aslında hangi öğretmene bu kadar yakın olsam kalbim hızlı çarpardı ama korkudan. Bu defa farklıydı. Öğretmenime çok yakındım ve masanın üzerindeydik.
Tüm sınıf dikkatle izliyordu. Arkadaşlarımla göz gözeydik. Normalde tahtaya çıkınca sınıfa arkamızı dönerdik kimseyi görmezdik. İlk defa gerçek manada arkadaşlarımın karşısındaydım. Öğretmenim, şimdi Ahır dağının tepesindeyiz, gezmeye çıkmışız. Dağdan Maraş’a doğru bakıyoruz. Ne görüyorsun, dedi.
–       İnsanlar görüyorum.
–       Başka neler var.
–       Ağaçlar…
–       Başka başka …
–       Tepeler, ovalar, göller,…
–       Evet çok güzel oturabilirsin artık.
Etkinlik en fazla birkaç dakika sürdü. Kafamda birçok soruyla tam yerime oturuyordum ki döndüm ve öğretmenime bunu neden yaptık şimdi, dedim. Öğretmenim gülümsedi.
–      İşte mükemmel bir soru bu gördüğün her şey sosyal bilgiler dersinin konusudur. Ben de konuyu tam buraya getiriyordum ki Yaşar arkadaşınız güzel bir noktayı yakaladı.
O günden sonra ne zaman soru sorsam öğretmenim beni destekledi ve yüreklendirdi. O destekledikçe ben sordum, sorguladım. Öğretmen olunca da daha iyi anladım ki öğretmenin bir küçük dokunuşu çocuğun karakterini bile değiştirebiliyor.

Yaşar Bayraktar, Öğretmen

Fark yaratan öğretmeni: Mesut Sarı, Kayabaşı İlköğretim Okulu , Merkez – Kahramanmaraş